Dün akşam birbirinden çok farklı 2 yarı izledik.Birinci devre bizim için kabus gibiydi.Golü bile bulmuş olmamıza rağmen,yaptığımız tek şey organize gelen ve defansımızın arkasına atılan her topta gözlerimizi yummak oldu.Beşiktaş'ın en büyük sorunu orta sahanın göbeğinde kaliteli ayaklara sahip olmaması,sahip olduğu kaliteli ayağında aklının sadece duran toplarsa sahada olması.İbrahim Toraman,ilk yarı aldığı her topu olumsuz kullandı desek sanırım abartmış olmayız.Beşiktaş'lılar için büyük bir problemdir aslında İbrahim Toraman.Ben çok açık ve net ifade edeyim geldiği günden bu yana hiç bir zaman oynadığı futbolu beğenmedim,iyi oynadığı maç sayısı bana göre 20'yi bile bulmaz.Onu beğenenler ise futbolunu değil forma aşkını,mücadelesini seviyor.Buna saygı duymuyor değilim tabii ama bu Beşiktaş'da oynamak için bir sebep olmamalı ya da onu koruma altına almak için.Bana göre İbrahim Toraman şu kadro yapısı itibariyle en fazla yedek stoper olmalıdır.Orta sahanın diğer bir dezavantajı Fernandes'in serbest vuruşlar dışında kötü oynadığımız anlarda sorumluluk almaması ve rakibi hiç bir şekilde rahatsız etmemesi.Göbekte gölge markajı dahi yapmıyor,top rakipteyken sürekli toptan uzaklaşma ve mücadeleden kaçmanın peşinde.Geldiği günden bu yana girdiği bütün ikili mücadeler,pozisyondan kısa bir süre önce kendisine faul yapan adama olan sinirden kaynaklanıyor.Yeteneklerini kesinlikle tartışmıyorum ama Beşiktaş'a bunların çok azını verdiği ortada.Üstüne üstük gereksiz yere top saklamaya çalışmaları,dikine gitmesi gereken yerde yana doğru 2-3 adam geçme çabaları maç içinde taraftarı oldukça memnun etse de takım için çok faydalı hareketler değil.Dün akşam maçı kopartabileceğimiz pozisyonda sol tarafa atabileceği basit pas yerine topu eveleyip gebelemesi onu çok iyi anlatıyor aslında.Futbolcular üstünden çok gitmek istemiyorum aslında ama Holosko için bişeyler yazmasam çok ayıp olur.İlk önce Beşiktaş taraftarının Holosko'nun çok büyük bir oyuncu olmadığını kavraması gerekiyor.İkinic olarak çok az yabancı da bulabileceğiniz aidiyet duygusunun Holosko'da olduğunu da.30.000 kişi tarafından s..r git diye tempo tutuldu,ağzını açıp taraftara laf söylemedi.Kiralık gönderildi sesini çıkarmadı,gittiği takımda yine işini yaptı.Şampiyon olduğumuz sene kritik gollere imza attı.Ummadık anlarda çıkıp gölünü attı.Az süre almasına rağmen,uzak forvet oynamasına rağmen ligde 101 maçta 30 gole imza attı.Evet,Holosko savruk bir oyuncudur,ne yapacağı belli olmaz ama bu takımın en azından kadrosunda olması gereken bir oyuncu tipidir.
Maçın ikinci yarısında,Melo'nun oyundan çıkması ve Emre Çolak'ın o bölgeye kaydırlması maçı bir anda Beşiktaş'ın lehine çevirdi.Aslında bu değişiklik Beşiktaş'a 2 avantaj sağladı.Birincisi;Galatasaray orta sahası göbekte hem fiziksel hem de pozisyon bilgisi olarak geride kaldı.İkincisi ise,ilk yarıda sol çizgide iyi işler yapan,devamlı arayan Emre Çolak'tan kurtulması oldu.Tüm bunların üstüne ilerde top tutamayan Mustafa Pektemek'in sakatlanmasından sonra oyuna giren Batuhan'ın hava toplarında ortaya koyduğu hakimiyet ve sırtı dönük servis yapabilme becerisi ibreyi bir anda Beşiktaş'a çevirdi.İlk yarı kale sahasında piknik yapmaya başlayan Galatasaray neredeyse son 10 dakikaya kadar kaleye bile gelemedi.Galatasaray'ın gardının düştüğü dakikalarda her zaman olduğu gibi yine farkı ikiye çıkaramadık.Son toplarda yanlış seçimler,şanssızlık derken Galatasaray yüklenmeye başladı.Bu dakikalarda Holosko'nun yorgunluğu çok göze çaptı.Samet hoca Oğuzhan'ı biraz daha erken alabilirdi top tutmak için.Ya da en azından Necip'i alıp,daha dinamik ve dirençli bir orta saha kurabilirdi son 10 dakika.Yine de Beşiktaş umut verdi,geçen seneden kötü değil bu takım,en azından daha bi Beşiktaş var sahada.Şahsen benim beklentim şampiyonluk değil,lig pozisyonu bu sene için çok önemli değil benim için.
Bu sezon için benim beklentilerim;
-Sene sonu Hasan Türk ya da Necip'i bir sonraki sezon ilk 11 oyuncusu olabilecek potansiyelde bulmak.
-Batuhan'ı milli takım ve Beşiktaş'ın forveti olduğunu görmek
-Veli'nin futbolunu 2 gömlek yukarıya taşıdığını görmek
-Olcay ve Oğuzhan'ın Beşiktaş'ın değişmez adamları olduğunu görmek
-Muhammed Demirci bulmacasının cevaplarını görmek
Bana göre Samet Aybaba'nın bize vermesi gereken 5 madde bu.5'de 4 yapsa bile ben onu başarılı sayarım.
Geçmil olsun Pektemek,çok daha güçlü dönmen dileğiyle.
27 Ağustos 2012 Pazartesi
24 Ağustos 2012 Cuma
İKİNCİ KEZ MERHABA
Geçen sene iş yoğunluğu nedeniyle bir sene ertelemek zorunda kaldığımız yazılarımız,görüşlerimiz bu sene aksamadan devam edecek umarım.
Sezonun ilk maçını geçen hafta tipik,istanbul büyükşehir belediye sendromu ile açmış bulunuyoruz.Bu sene Beşiktaş için konuşulacak çok şey var.Yeni yönetim,yeni hoca,takıma adepte edilmek istenen genç oyuncular ve ne yazık ki olaylar,olaylar.Zamanı gelince bütün bu konulara aklımız erdiği ölçüde değineceğiz.
İlk yazıda değinmek istediğim tek şey var aslında,büyük bir değişme uğramaya başlayan Beşiktaş taraftarı.30 yaşıma girmeme çok uzun yıllar yok,merdiveni dayadım ve son basamak oldukça yakın.Babamın,elimden tutup ilk maçıma gittiğim günü daha dün gibi hatırlıyorum.Beşiktaş-Aydınspor maçıydı ve 3-0 kazanmıştık.O güne kadar hissettiğim sadece Beşiktaş sevgisiydi.Küçücük yaşımda her gördüğüm Beşiktaş gölünde koşa koşa topuma gider ve sevinçten defalarca topa vururdum.O gün maçı statta izlediğimde ise yanlız olmadığımı farkettim.Herkes benim gibiydi,belki de daha fazla seviniyorlardı.Gollerden sonra insanların mutluluğu,birbirine sarılmaları hala gözümün önünde.Yıllar geçti o statta çok güzel günler geçirdik,kötü günlerimiz de oldu.Mesela bir Lazio maçı hatırlıyorum 2-0 yenik durumda ve tur uçup gitmişken bile kupaya uzanmamıza dakikalar kalmışcasına bir tezahürat vardı.Klasik tabirle İnönü yıkılıyordu.Bütün stat tek bir şeyin peşindeydi,Beşiktaş sevgisi.O zamanlar sevinmek için sevmemiştik.
Maalesef son dönemlerde ortaya çıkan yeni bir taraftar profili var.Futbolcuları,Beşiktaş'ın üzerinde görmeye başlayan,kendi alt yapısından yetişmiş futbolcusuna sahayı dar eden,bir hata yapsa da küfür etsem diye bekleyen yeni taraftar profili.Çok çok uzak değil Halilagiç-Fevzi olayı.Belki de şampiyonuluğun kaçtığı o anı çok net hatırlar tüm Beşiktaşlılar.Şimdi böyle bir şey yaşadığımız düşünüyorum,yok yok düşünmek bile istemiyorum.Sahaya dalıp Cenk'in üzerine saldıranların sayısı kaç kişi olur acaba?
Sezonun ilk maçı öncesi tesislere takımı desteklemeye,gençleri motive etmeye giden kaç taraftar var sıfır.Querasma takıma dönsün diye tesislere giden tarfatarları gördüğüm an,sezon başlamadan sezonu kaybettiğimizi anladığım andı aslında.Forumlarda pazar günü maça gideceğim 'Querasma,Querasma oleyy oleyy diye bağıracağım' diyenleri okudukça üzülüyorum,takımın geleceği adına ise korkuyorum.Pazar günü her zaman olduğu gibi yine statta olacağım,elimden geldiğince bu sesleri susturmaya çalışacağım,aklı selim her beşiktaş taraftarından da bu davranışı bekliyorum.Olay burada kesinlikle Querasma değildir,onun takıma faydalı olup olamayacağı değildir -ki bu konuyu da başka bir başlık altında ele almaya çalışacağım-,burada önemli olan sadece ve sadece 'Önce Beşiktaş' gerçeğidir.
Sezonun ilk maçını geçen hafta tipik,istanbul büyükşehir belediye sendromu ile açmış bulunuyoruz.Bu sene Beşiktaş için konuşulacak çok şey var.Yeni yönetim,yeni hoca,takıma adepte edilmek istenen genç oyuncular ve ne yazık ki olaylar,olaylar.Zamanı gelince bütün bu konulara aklımız erdiği ölçüde değineceğiz.
İlk yazıda değinmek istediğim tek şey var aslında,büyük bir değişme uğramaya başlayan Beşiktaş taraftarı.30 yaşıma girmeme çok uzun yıllar yok,merdiveni dayadım ve son basamak oldukça yakın.Babamın,elimden tutup ilk maçıma gittiğim günü daha dün gibi hatırlıyorum.Beşiktaş-Aydınspor maçıydı ve 3-0 kazanmıştık.O güne kadar hissettiğim sadece Beşiktaş sevgisiydi.Küçücük yaşımda her gördüğüm Beşiktaş gölünde koşa koşa topuma gider ve sevinçten defalarca topa vururdum.O gün maçı statta izlediğimde ise yanlız olmadığımı farkettim.Herkes benim gibiydi,belki de daha fazla seviniyorlardı.Gollerden sonra insanların mutluluğu,birbirine sarılmaları hala gözümün önünde.Yıllar geçti o statta çok güzel günler geçirdik,kötü günlerimiz de oldu.Mesela bir Lazio maçı hatırlıyorum 2-0 yenik durumda ve tur uçup gitmişken bile kupaya uzanmamıza dakikalar kalmışcasına bir tezahürat vardı.Klasik tabirle İnönü yıkılıyordu.Bütün stat tek bir şeyin peşindeydi,Beşiktaş sevgisi.O zamanlar sevinmek için sevmemiştik.
Maalesef son dönemlerde ortaya çıkan yeni bir taraftar profili var.Futbolcuları,Beşiktaş'ın üzerinde görmeye başlayan,kendi alt yapısından yetişmiş futbolcusuna sahayı dar eden,bir hata yapsa da küfür etsem diye bekleyen yeni taraftar profili.Çok çok uzak değil Halilagiç-Fevzi olayı.Belki de şampiyonuluğun kaçtığı o anı çok net hatırlar tüm Beşiktaşlılar.Şimdi böyle bir şey yaşadığımız düşünüyorum,yok yok düşünmek bile istemiyorum.Sahaya dalıp Cenk'in üzerine saldıranların sayısı kaç kişi olur acaba?
Sezonun ilk maçı öncesi tesislere takımı desteklemeye,gençleri motive etmeye giden kaç taraftar var sıfır.Querasma takıma dönsün diye tesislere giden tarfatarları gördüğüm an,sezon başlamadan sezonu kaybettiğimizi anladığım andı aslında.Forumlarda pazar günü maça gideceğim 'Querasma,Querasma oleyy oleyy diye bağıracağım' diyenleri okudukça üzülüyorum,takımın geleceği adına ise korkuyorum.Pazar günü her zaman olduğu gibi yine statta olacağım,elimden geldiğince bu sesleri susturmaya çalışacağım,aklı selim her beşiktaş taraftarından da bu davranışı bekliyorum.Olay burada kesinlikle Querasma değildir,onun takıma faydalı olup olamayacağı değildir -ki bu konuyu da başka bir başlık altında ele almaya çalışacağım-,burada önemli olan sadece ve sadece 'Önce Beşiktaş' gerçeğidir.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)